Son yazım olan para-din-hırs'ta insanın parayı gördükçe nasıl da kendini kaybedebileceğini ve bu durumun bir noktadan sonra hırsla birleşip çok vahşi bir duruma geldiğini belirtmiştim. Bu yazıda daha çok ülkemizin büyük hastalığından bahsedeceğim biraz.
İnsanlar yarattıkları dünyada birbirlerini yemeyi çok sever. Bizim ülkemizde buna çok güzel bir örnek. Yıllar boyu sürekli olarak belli kesimler sürekli olarak ötekileştirildi. O kürt diye dışlandı, bir başkası alevi, bir başkası ermeni diye aşağılandı, bir diğeri başörtülü diye yok sayıldı vs.
Biz ülke olarak aslında hiç değişime uğramadık desem pek de yanlış olmaz. Belki bir 10 seneyi ayrı tutarsak doğru bir sonuca ulaşırız. Cumhuriyetin ilk 10-15 yılı değişim için , bu ülkenin çağdaşlaşması için ne gerekiyorsa yapıldı. Ancak iş bundan sonra gene geriye sardı. Bakın şurası çok acı ama gerçek; bu ülkede sadece isim değişikliği oldu Osmanlı İmparatorluğu'ydu sonra Türkiye Cumhuriyeti.İlk 10-15 yılı atın ve fotoğrafa bakın ne dediğimi anlayacaksınız. Bu ülke insanı önceden padişahım çok yaşa diyordu, şimdi devletimiz zeval görmesin diyor. İkisi arasında hiçbir fark yok. Kafa aynı kafa olduktan sonra ülkenin isterseniz her şeyini değiştirin gene bir halt olmaz.
Bu ülke uçak üreten ve bunu ihraç eden ülkeydi sonra dış müdahale ile traktöre geçiş yaptı, uçak üretimi yasaklandı. Tarım ve hayvancılık ülkesiydi bir zamanlar bu ülke artık patatesi, muzu, elmayı vb. birçok tarım ürününü ithal eden, angus, inek ithal eden bir ülke haline geldi. Kimsenin gıkı çıktı mı tabi ki de hayır neden çünkü devlet zeval görmesin.
Akıllı insan oturur bir düşünür; ulan benim ürettiğim mal para etmiyor, sürekli zam yapılıyor ama benim maaşım hep aynı. Ben hep eksideyim, Bu nasıl iş ? Böyle devlet mi olur ben hep zararda olacağım ama devlet hep kazanacak. Hani köylü milletin efendisiydi!!!
Aman ne gerek var devlet öyle yapıyorsa vardır bir bildiği. Bizim bu kafayı ortadan kaldırmamız lazım, devlet halktan büyük değildir. Devleti devlet yapan zaten halkın ta kendisidir. Halk olmadan devlet olmaz. Devlet halk oldukça varolur bu yüzden halk hakkı yenildiğinde hiç çekinmeden ve korkmadan devlete karşı gelebilmelidir. Yoksa devlet erki bu durumdan aldığı güçle halkı ezmeye devam edecek daha da hırslanacaktır.
Biz ülke olarak kürt, alevi, ermeni, türk,başörtülü,mini etekli,diye kavga edeceğimize birbirimizi anlamaya çalışarak ve bir şeyleri değiştirmek için gerçekten çaba göstersek şu anda başımızda bulunan insanların hepsi buna tüm partiler dahil hiçbiri ne dini kitabı eline alıp oy ister ne de sayısal loto gibi maaş vaatleri ortada dolaşmaz. Artık vakit geldi de geçiyor bile bu ülkenin bana kalırsa gerçek son seçimi. Bir şeyler değişecekse ya da değişmesi için bir umut varsa o da bu seçimdir.
Bu seçimde yine yazımdaki kafa anlayışı sabit kalırsa bundan geri dönüş olmayacaktır. Benim pek ümidim yok umarım yanılırım.