12 Aralık 2015 Cumartesi

Kelime Oyunları

Hani bazen çok fazla şey yazmak istersin, çok dolmuştur için ama bir türlü yazamazsın ya heh bende tam öyleyim şu aralar. İnsanlığa karşı o kadar doluyum ki kelimeler artık anlamsız geliyor. Nazım'ın bahsettiği o büyük insanlık ölmüş, yok artık. Dünyada insanlık artık bir toz parçası gibi. O kadar parçalanmış ki etrafına sadece hastalık yayıyor.

Silah,bilgisayar,internet,terör,demokrasi,medya bunlardan en bilinenleri. Birileri gidip çete kuruyor ve bunlara sizler toprak için,din için savaşacaksınız diyor.Çete lideri olan ülkenin lideri çıkıyor medyaya demokrasiden,insan haklarından bahsediyor. Sonra bu ülke bu adamlar sayesinde milyarlarca dolar/euro kazanıyor. İnsanları öldürerek para kazanan bir dünyada demokrasi,adalet,insan hakları gibi kelimelerden bahsediyoruz. Ne kadar da incancılız dimi. 21.yüzyılda yaşıyoruz zaman dilimine göre ama kafa olarak Ortaçağ'da yaşıyoruz bunu kabul edelim. Dünyada her gün yüzlerce masum insan bu demokrasi hastası olan ölü seviciler yüzünden ölüyor. Barış diye bağıran masum kesimi çıkartın o diğer ülkelerini yöneten bürokratlar o kadar güzel rol kesiyorlar ki cidden Oscarlık. Charlie Hebdo saldırısından sonraki yürüyüşü gözünüzün önüne getirin, en önde yürüyen liderlere dikkat edin. Bugün Ortadoğu'da, El Kaide'yi kuranlar ile El Nusra'yı kuranlar keza Işid'i yaratanlar hepsi aynı eller tarafından yaratılan aşağılık yaratıklardır. Kimse kimseyi kandırmasın dünyada barış sağlanacaksa bu ölü seviciler tarafından değil dünya halkların kardeşliği sayesinde olacaktır.

Bizim ülkemize gelirsek bizde de durum pek farklı değil halk gün geçtikçe daha da çok fakirleşiyor, medya tarafından sürekli olarak beyni yıkanıyor. Böyle bir durumda devlette fırsattan istifade her türlü güç elinde olduğundan ölü sevici abilerini örnek almakla kalmayıp onları bir güzel besliyor,ev tutuyor,etkinlikler  düzenliyor, dükkanlar açtırıyor. Sonra o beslediği karga Suruç'ta ve Ankara'da gözlerini oyuyor. Ardından yine abilerinin izinden giderek teröre lanet okumalar,göz açtırmayacağız gibisinden sözler söylüyor. Birkaç küçük çapta operasyon yapıyor, 3-5 tane pisliği içeri alıyor. Olaylar duruluyor ve sessiz sedasız salınıyor. Bu hep böyle oldu dünyada ve bu düzen bozulmadıkça böyle kalmaya devam edecek. İnsanlığını yitirmeyen azınlık olarak bizler cidden çok zor bir dönemden geçiyoruz. Sonumuz hayrolsun.

9 Eylül 2015 Çarşamba

OY HIRSIZLARI

Çok kötü geçirdiğimiz şu günlerde, bir tane de olsa iyi haberi almak umudumuzu yeniden kazanmak istiyoruz. Ancak bunun için artık çok geç. Bundan sonra asla hiçbir şey eskisi kadar sakin ve sessiz olmayacak. İpin ucunun kaçtığı hatta parçalara ayrıldığı günler geçiriyoruz. Ülkenin başındaki insanlar bizlere bırakın ümit adına bir adım atmayı hepsinin gözü oy hırsı bürünmüş çakal edasıyla seslerini çıkarmıyorlar.

Evladını yitirmiş bir anaya,babaya karaktersiz diyecek kadar insanlığını yitirmiş , oturduğu saraydan abaküsten sayı sayar gibi milletvekili saymayı öğrenen karaktersiz bir adam var ülkenin başında. Kuklası olmuş meclis partileri de onun ağzına bakaraktan açıklama yapması ve aman oylar gitmesin diye uğraşılan bir siyasi düzen içerisindeyiz.Buna ne derseniz diyin ama ben artık ülkeme karşı gr ümidim kalmadı. Sürekli olarak ajitasyon , din sömürüsü, milliyetçilik duygularıyla oynanma, barış adı altında oynanan pis oyunlar, Atatürk'ün arkasında türlü iş çevirmeler vs. bunların hepsi tek bir şey için; OY !!!

Oy için bu insanların gururlarıyla, kalbi duygularıyla, inançlarıyla türlü türlü iş çevirdiniz ve işin sonunu buraya getirerek çok büyük bir iş yaptınız. Aferin size, vala bak bravo ya kutluyorum. Bu insanlar size güvendi, sizlere inandı ama siz onları hiçbir zaman mutlu edemediniz. Sürekli olarak onları böldünüz. Düşüncelerini , inançlarını, duygularını. Bu insanlar tek bir şey istiyordu; huzur, barış içerisinde bir ülkede yaşamak. Onları hep böldünüz. Sen  kürtsün , o türk, öbürü dinci, bir diğeri laik, ötekisi yahudi,ermeni vs. Sadece bunları da yapmadınız. 

Vatanı için askere giden askerleri sattınız, onların da duygularıyla oynadınız. Arkalarından iş çevirdiniz. Düşmanı olarak gördüğünüz adamlarla oturup barış adı altında türlü işler çevirdiniz. Ve şimdi o düşmanınız o barış süreci içerisinde kendini sürekli güçlendirdi, milletten kimlik kontrolü yapar hale geldi, hatta 1 ton patlayıcı döşeyecek hale geldi. Bunların hepsi sizin suçunuz. 
Şimdi de oturmuş diyorsunuz ki onlara talimatı ben mi verdim. ULAN adama sorarlar bunlar bu adımları yaparken sen orda ne yapıyordun, ELİN ARMUT MU TOPLUYORDU ! 

OY için takla atıyorsunuz ama halkınız için kılınızı kıpırdatmıyorsunuz. Hepiniz maaş zammı oldu mu bir olur ama emekli , memur ya da asgari ücretliye zam oldu mu elinizi cebe atmayı bırak, bu para çok bile diyebilecek kadar Şerefsiz olabiliyorsunuz.
O kadar çok şey var ki yazılacak şu yazdıklarım bile durumun ne kadar içler acısı olduğunu gösteriyor.

Hanginizin oğlu askerliğini normal yaptı diye sorsak cevap hiçbiri olur tabi ki de. Sizler ancak Ankara'dan atıp tutarsınız. İş icraata geldiğinde hepiniz hödüğün önde gidesiniz. İşte siz busunuz. Sizin gerçekleriniz bunlar hepiniz takım elbise giymiş sahtekarların önde gidesiniz. Zaten siyasette böyle bir şey. Her şey köprüyü geçene kadar...

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Büyük Hastalık

Son yazım olan para-din-hırs'ta insanın parayı gördükçe nasıl da kendini kaybedebileceğini ve bu durumun bir noktadan sonra hırsla birleşip çok vahşi bir duruma geldiğini belirtmiştim. Bu yazıda daha çok ülkemizin büyük hastalığından bahsedeceğim biraz.

İnsanlar yarattıkları dünyada birbirlerini yemeyi çok sever. Bizim ülkemizde buna çok güzel bir örnek. Yıllar boyu sürekli olarak belli kesimler sürekli olarak ötekileştirildi. O kürt diye dışlandı, bir başkası alevi, bir başkası ermeni diye aşağılandı, bir diğeri başörtülü diye yok sayıldı vs.

Biz ülke olarak aslında hiç değişime uğramadık desem pek de yanlış olmaz. Belki bir 10 seneyi ayrı tutarsak doğru bir sonuca ulaşırız. Cumhuriyetin ilk 10-15 yılı değişim için , bu ülkenin çağdaşlaşması için ne gerekiyorsa yapıldı. Ancak iş bundan sonra gene geriye sardı. Bakın şurası çok acı ama gerçek; bu ülkede sadece isim değişikliği oldu Osmanlı İmparatorluğu'ydu sonra Türkiye Cumhuriyeti.İlk 10-15 yılı atın ve fotoğrafa bakın ne dediğimi anlayacaksınız. Bu ülke insanı önceden padişahım çok yaşa diyordu, şimdi devletimiz zeval görmesin diyor. İkisi arasında hiçbir fark yok. Kafa aynı kafa olduktan sonra ülkenin isterseniz her şeyini değiştirin gene bir halt olmaz.
Bu ülke uçak üreten ve bunu ihraç eden ülkeydi sonra dış müdahale ile traktöre geçiş yaptı, uçak üretimi yasaklandı. Tarım ve hayvancılık ülkesiydi bir zamanlar bu ülke artık patatesi, muzu, elmayı vb. birçok tarım ürününü ithal eden, angus, inek ithal eden bir ülke haline geldi. Kimsenin gıkı çıktı mı tabi ki de hayır neden çünkü devlet zeval görmesin.

Akıllı insan oturur bir düşünür; ulan benim ürettiğim mal para etmiyor, sürekli zam yapılıyor ama benim maaşım hep aynı. Ben hep eksideyim, Bu nasıl iş ? Böyle devlet mi olur ben hep zararda olacağım ama devlet hep kazanacak. Hani köylü milletin efendisiydi!!!
Aman ne gerek var devlet öyle yapıyorsa vardır bir bildiği. Bizim bu kafayı ortadan kaldırmamız lazım, devlet halktan büyük değildir. Devleti devlet yapan zaten halkın ta kendisidir. Halk olmadan devlet olmaz. Devlet halk oldukça varolur bu yüzden halk hakkı yenildiğinde hiç çekinmeden ve korkmadan devlete karşı gelebilmelidir. Yoksa devlet erki bu durumdan aldığı güçle halkı ezmeye devam edecek daha da hırslanacaktır.

Biz ülke olarak kürt, alevi, ermeni, türk,başörtülü,mini etekli,diye kavga edeceğimize birbirimizi anlamaya çalışarak ve bir şeyleri değiştirmek için gerçekten çaba göstersek şu anda başımızda bulunan insanların hepsi buna tüm partiler dahil hiçbiri ne dini kitabı eline alıp oy ister ne de sayısal loto gibi maaş vaatleri ortada dolaşmaz. Artık vakit geldi de geçiyor bile bu ülkenin bana kalırsa gerçek son seçimi. Bir şeyler değişecekse ya da değişmesi için bir umut varsa o da bu seçimdir.

Bu seçimde yine yazımdaki kafa anlayışı sabit kalırsa bundan geri dönüş olmayacaktır. Benim pek ümidim yok umarım yanılırım.